Şampiyonluk Maçı..

3 Temmuz 2011 tarihini dün gibi hatırlıyorum.. 1 gün öncesinde balayından Türkiye’ye dönmüş, Ankara’dan da karayolu ile İzmir’e yola çıkmıştık. Yolun ortasında bir anda radyodaki haberlerde malum olayları duymuş ve şaşkınlıktan yorum yapamamıştım..

Diğer takımları tutan arkadaşlarımdan bir çoğu sanki kulüp yöneticisiymişim ya da bir yakınım tutuklanmış gibi telefondan hemen beni aramaya başlamışlardı. “Gördün mü, şikeli şampiyonsunuz” vs gibi daha olayın içeriğini bilmeden Türk insanına özgü tepkileri göstermişlerdi.

Hadi bu insanlar diyelim ki sadece birer taraftar ve dedikleri üzerinde fazla durmamak gerek. Peki ya yıllarca eğitim gördüğüm alanın insanları? İletişimciler, medya insanları n’aptı? 20 milyona yakın olduğu tahmin edilen bir kulübün, Türkiye’nin en büyük spor kulüplerinden birisi olan Fenerbahçe’ye atıp-tuttular..Emniyet n’aptı? Belki Türkiye’de kimseye yapılmamış bir uygulama olan gözaltı fotoğraflarını medyaya yansıttı. Hem de kimin? Aziz Yıldırım’ın..

Seversiniz, sevmezsiniz, saygı duyarsınız, duymazsınız umrumuzda değil. Aynı olayın babanıza, eşinize ya da bir yakınınıza ya da Aziz Yıldırım dışında başka birisine yapıldığını düşünün. Daha yargılamanın başında hemde.. Gözaltındayken!

Bu adam soykırım mı yaptı? Bu adam hesabına para mı geirdi? Para mı akladı? Tecavüzmü etti? Terör örgütüne yardım mı etti? Yapsa bile Abdullah Öcalan gibi bir muameleyi mi hak etti?

Yok Kaleci Korhan’ın olmayan kızkardeşine alınan MiniCooper’lar, Emenike’nin para sayma görüntüleri, İbrahim Akın’ın camideki imamı falan filan. N’oldu bunların hepsine şimdi?

Bütün bunlar Fenerbahçe’nin kurumsal imajına geri getirilemeyecek izler bıraktı. Aynı Genelkurmay Başkanlığına yapıldığı gibi. Bugünlerde var mı eski itibarının olduğunu düşünen askeriyenin? Bence yok! Aynı durum Fenerbahçe için de vardı ama bu sefer bir farkla. Eskişehirspor, Sivasspor, Beşiktaş vs diğer bazı kulüplerin de yöneticilerinin olduğu bir süreçte medya hep Fenerbahçe alehinde haber yaptı.

Uzatmayalım sonuç n’oldu? Dava sürecine deyinmek istemiyorum ama yıkılacak, kapatılacak, herşey bitti denilen Fenerbahçe bu sezon n’aptı?

Kadınlar Voleybol’da, Avrupa Şampiyonlar Ligini kaldırdı. Ligde şampiyon oldu.

Erkekler Voleybol’da Türkiye Ligi, Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı kupalarını kaldırdı.

Kadınlar basketbolda Türkiye şampiyonu oldu.

Erkek basketbol takımımız playoff’da, izleyip göreceğiz.

Ve Türkiye’de bir spor kulübü olarak ne kadar başarılı olursanız olun göz ardı edilen diğer branşların aksine futbolda, Cumartesi akşamı tarihi bir derbiye çıkacağız. Beraberlikte bile şampiyon Galatasaray olacak. Mutlaka kazanması gerekiyor Fenerbahçe’nin..

Normal şartlarda (son 10 yıldır olduğu gibi) Fenerbahçe’nin kazanması gerekirken, bu maçın atmosferinden dolayı tahminimi paylaşmayacağım size ama asıl önemlisi bu son maçı kazanıp kaybetmekten öte, hiçbir şartta, tarihin hiçbir döneminde Fenerbahçe Spor Kulübünün sporcularının, yöneticilerinin ve taraftarının bu denli kenetlenmediğidir.

Bu takım bundan önce 2 kez son maçta şampiyonluğu kaybetti. Bu maç 3. de olabilir. Futbol bu. Ama bundan önemlisi takımın ortaya koyduu birlik, beraberlik ve inançtır.

O yüzden son olarak diyorum ki, sonuç ne olursa olsun savaşın, formanın hakkını verin, Başkanımızı utandırmayın..

O FORMA İÇİN BİZ ÖLÜRÜZ SİZ SAVAŞIN YETER!!

Posted in Genel | Leave a comment

Sen Ne Kocaman Bir Adamsın..

Posted in Genel | Leave a comment

İçimdeki Fenerbahçe Aşkı (Üçkonak İlköğretim Okulu)

Posted in Genel | Leave a comment

Sydney Armin van Buuren A State of Trance ASOT 500

Posted in Genel | Leave a comment

Yunanistan Adaları Turu: Sakız Adası

Uzun bir süredir aklımda olan Ege Adaları turunu, biraz soğuk bir havada da olsa yavaş yavaş gerçekleştirmeye başladık eşimle..

İlk durağımız Çeşme’ye yaklaşık 40 dakika mesafede bulunan Sakız (Chios) adası oldu. Alsancaktan aldığımız biletlerimizle saat 09:30 feribotuna bindik ve sakız ağaçlarıyla meşhur adanın yolunu tuttuk. (bilet fiyatı 10euro gidi-dönüş). Bu bilet fiyatı tabii ki kış dönemi olduğundan..

Sakız’a vardıktan sonra size tavsiyem mutlaka ve mutlaka araba kiralamanız. Kalmayacak bile olsanız araba kiralayın zira Sakız adası tahmininizden daha büyük.. Biz tecrübesizlikten olsa gerek :) araba kiralamadık. Aslında hava da oldukça soğuk olduğundan ve akşam döneceğimizden çarşıyı gezmekle ve yemek yemekle yetindik.

Ancak çarşı faslı da tam bir fiyasko idi zira giyatlar Türkiye’ye (İzmir’e göre) göre oldukça pahalı. Yemek konusunda ise ada olduğundan taze balık ve deniz ürünleri bulmak çok rahat ve fiyatlar makul. İçkiler ise (uzo, mytos) Türkiye ile hemen hemen aynı.

Sakız adasındaki dükkan sahiplerinin çoğu Türkçe’yi öğrenmiş. Dolayısıyla, alışverişte sıkıntı yaşamıyorsunuz. Hediyelik eşyalar (magnet vs) oldukça fazla. Kıyafet-ayakkabı konusunda da çarşıda oldukça dükkan mevcut ama dediğim gibi fiyatlar el yakıyor.

Hava soğuk olduğundan çok fazla Sakız’ı gezme imkanımız olmadı. Zaten dönüş feribotumuz da saat 16:00′da hareket etti. Dolayısıyla en erken Nsan sonu-Mayıs başı gibi gidilmesi, görülmesi gereken bir yer. Temiz havası ve yemyeşil doğasıyla gezmeye değer bir ada..

Posted in Genel | Tagged , , | Leave a comment